sis düdüklerini savaş sirenleri sanırdım küçükken. olmadığını öğrendiğimden beri gece yattığımda sis düdüklerini duymak bana huzur veriyor
zagon üzerine öttürme
0 yorum ben yaptım oldu diyen just what you see... zaman: Cuma, Aralık 30, 2011Descartes'in "Düşünüyorum öyleyse varım" önermesinden çok, Uzun İhsan Efendi'nin "Düşünüyorum öyleyse siz varsınız" önermesi ile ilgileniyorum. Velhasıl, Sanırım düşünmüyorum ki hiç birşey hiçkimse yok...
bir gun bocek olarak uyanmak,hergun bocek olarak uyanmak!
0 yorum ben yaptım oldu diyen just what you see... zaman: Cuma, Aralık 30, 2011
boycott uefa 2012 ukraine massacre
0 yorum ben yaptım oldu diyen just what you see... zaman: Çarşamba, Kasım 30, 2011Siz işte insanlar; işte bunu yapan sizlersiniz. Kendinizi nasıl savunacaksınız şimdi. O kokuşmuş zihniyetlerinizi nasıl aklayacaksınız.
Nerede o Sodom'a ve Gomora'ya ateş yağdıran adalet, nerede Büyük Tufan'ı çıkaran güç... Yeterli gelmedi mi hala çektirilen eziyet?
Yaşam alanlarını yok ettiğimiz, küçücük bölgelerde kaldıkları halde hala gözümüzü evlerine diktiğimiz; köleler gibi kullanıp, her türlü istismar edip bir de üstüne üstlük kanlar içinde bıraktığımız insanoğlu dışındaki canlıların intikam vakti gelmedi mi henüz? Peki şimdi neredesin yüce adalet?
uyumak bütün ruh acılarına iyi gelir tavsiye ederim
Trene binerken insanın önüne geçmeye çalışan kişilerden nefret ediyorum. Hiçbirşey yapmayan sadece altgeçitte ısınmaya çalışan köpeği tekmeleyen yaratıklardan nefret ediyorum. Yalan söyleyenlerden nefret ediyorum. Açık yürekli olamayanlardan nefret ediyorum.Dengesizlerden nefret ediyorum.Kendini farklı bir kişi gibi tanıtıp sonra o kişi ile hiç alakası olmayanlardan nefret ediyorum. Bu kişilerden kendimi soyutlamak için açtığım Ipodun hiç dinlenmemiş olmasına rağmen şarjının bitmiş olmasından nefret ediyorum. Dayatmalardan nefret ediyorum. Kendi yaptığını hak gören ama karşısındaki aynı şeyi yaptığında bunu bencillik olarak değerlendirenlerden nefret ediyorum...
o kadar daralttılar ki dünyamızı düşüncelerimiz onlara uyum sağlamak zorunda kaldı. daralan, küçültülen yaşamlarda sorunlar da plastikleşti.
dertler kişiye döndü. kişi sadece kendini düşünür oldu. yazık ki hayalleri ve düşünceli küçülttüler. bizi görünüşte kallavi ama yaşayışta küçücük plazalara tıktılar birlikte yaşayın dediler. paraya giden her yol mübahtır deyip birbirinizi yokedin dediler.
ne kadar bencilsen o kadar rahat yaşatıldın. "ne kadar insanlıktan uzaklaşırsan o kadar huzurlu yaşarsın" a inandırdılar.
dünya plazalara saklanıyor. yanyana oturanlar birbirlerinin yüzüne bakmak yerine monitörlerinden birbirleriyle konuşmaya çalışıyor(yalan konuşmak ses ile mimikler ve jestlerle gerçekleşir) iletişim kurduklarını sanıp birbirinden saklanıyorlar. aslında tam insanlığa özgü.
çünkü çevirdikleri işleri, küçük hesaplarını monitörlerin camının arkasına daha kolay gizleyebiliyorlar.
insan sezgisi kabloların karşısında çaresiz kalıyor. bizi gerçek olmayan bize ait olmayan bir yaşama zorluyorlar. dokunamadığımız, koklayamadığımız, gülme- ağlama seslerini duyamadığımız maddesi gerçek; duygusu sanal dünyalara sokuyorlar, tıkıyorlar...
insan garip bir mahlukat. ne yapar ne eder kurtarır kendini saçma durumlardan. insanlar "çok"a ayrılır. korkarım çokluktan kaçmak isterim insanlıktan.
ego insanın en büyük düşmanı. yanlış anlama başkalarının değil sadece kendinin de en büyük düşmanı.
ego ve ikiz kardeşi hırs...
bu ikizlerle tanışan insanlar bir daha kurtulamaz onların elinden. ilk başta herşey çok tatlı gelir sonra yavaş yavaş...
et kurtları gibi kemirir içten içten... kocaman yaralar açılır iğrenç kanlı ve irinli...
işte o çok'un diğer bir kısmı henüz bu ikizlerle tanışmamış olanlar bu yaraları görür ve tiksinir kaçmak ister ama bırakmaz onları sosyallik denen çok kişilikli kuzenleri...
Sevgili empirikler,
Size duyduğum saygı ve paylaştığımız onca ortak fikir ile birlikte şunu da belirtmek istiyorum ki, a posteriori sürecinin ruhu ne kadar acıya sevkettiğini de deneyimlemenizi tavsiye etmekteyim. kesinlikle karşı olduğumdan değil ama bu da bazen fazla geliyor yahu...
Saygılar,
Naçizane Kısmi Takipçiniz Luci
cogito ergo sum sive existo
Şunu düşündüm : En bayağı olayın bir serüven haline gelmesi için onu anlatmaya koyulmanız gerekir ve yeter. İnsanları aldatan da bu zaten. Kişioğlu hikayecilikten kurtulamaz, kendi hikayeleri ve başkalarının hikayeleri arasında yaşar. Başına gelen her şeyi hikayeler içinden görür. Hayatını, sanki anlatıyormuş gibi yaşamaya çalışır. Ama ya yaşamayı ya da anlatmayı seçmek gerek.
Bir şey sona ermek için başlamıştır. Serüven uzamaya gelmez, ona anlam veren ölümdür yalnız.
j.p.s.
remember remember fifth of november
0 yorum ben yaptım oldu diyen just what you see... zaman: Cumartesi, Kasım 05, 2011
taşındım...I moved...Me treslade...
0 yorum ben yaptım oldu diyen just what you see... zaman: Çarşamba, Ekim 26, 2011http://elifkucukbuce.blogspot.com/
İstanbul'un nadide kitapçılarından birinde Emily Dickinson'ın tüm eserlerini istiyorum dediğimde; bana Charles Dickens olmasın o,Emily Dickenson diye bir yazar yok deyip ukalalık yapmaya çalışan arkadaşa söylüyorum: Ey be kişi madem bilmiyorsun neden orada duruyorsun, hadi es kaza seni oraya koymuşlar en azından ukalalık yapma ki küçük duruma düşme. Buradan çıkartılacak sonuç ukalalık yapacaksan konuyu kesinlikle bildiğine emin ol.
öncelikle kafaları değiştirmek gerekiyor ne yazık ki.biraz hırslardan arınmak belki de. göründüğün gibi isen sorun yok ama eğer söylediklerin ile yaptıkların birbirini tutmazsa işte orada benlik sorgulanır. biraz kulak vermeli başkalarının fikirlerine. bi düşün belki de en doğru olan sen değilsindir. nereden bilebiliriz ki kimseyi anlamaya çalışmadan.işte kafaları değiştirmek gerekiyor; herkese herşeye eşit mesafede yaklaşmak bi de. pencerelerimizin açısını geniş tutmak. savaşmamak kendi fikirlerimizi dikte etmek için, saygı duymayı öğrenmek. biraz gelişine vole yaşam. esnemeyi öğrenmek ama kişiliğimizden taviz vermemek. eğer asaletin içini dolduramazsan rezalete dönüşür duruşun. kafaları yıkamak lazım biraz çamaşır suyunda bekletmek belki de. hatta ve hatta tıkanmış algılara biraz lavabo açıcı dökmek de gerek. o kadar soyutlamışsınız ki bilginizi kendi egonuzla, değerlerinizle başkalarının fikirleri yaşamları sadece yardımcı eleman kendinize göre... kimin daha eşit olduğuna kim karar verebilir?
bana korkunun resmini yapabilir misin Abidin?
celebrate photography
0 yorum ben yaptım oldu diyen just what you see... zaman: Perşembe, Ağustos 18, 201119 Ağustos Dünya Fotoğraf Günü
insanlar sadece kendilerinin üzüldüğünü sanarlar,
çabuk yargılarlar. ama şu var ki yargılamadan önce dinlemek gerekir.
Lüfer, hamsi, kalkan... kader anı 21 Haziran!
0 yorum ben yaptım oldu diyen just what you see... zaman: Cumartesi, Haziran 11, 2011Lüfer, hamsi, kalkan... kader anı 21 Haziran!: "“Seninki kaç santim?” kampanyasının sonucu belli oluyor. Tarım Bakanlığı balıkların ve denizlerin geleceğine Haziran’da karar veriyor. İş işten geçmeden, balıklar tükenmeden, daha fazla ertelemeden, hemen şimdi eyleme katıl."
Dünyadaki başka insanların bana dünya hakkında söyledikleri, benim dünya deneyimimin çok küçük ve önemsiz bir kısmıdır.
geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman
0 yorum ben yaptım oldu diyen just what you see... zaman: Cuma, Eylül 03, 2010bir şiir aradım sana anlatacak
bulamadım
nasıl olsa ikimiz de şiirden anlamıyoruz
sen benim anlattıklarımı anlıyorsun ya
gittiğin gün geri döndün
tamamen farklı tamamen aynı
zorladın zorlandın
senin canın acısa benim canım acır
acıdı canın
acıdı canım
bu da geçti
şimdi
yine seninleyim; benimlesin
şimdi
sana binlerce teşekkür ederim
hayatımdaki rolünü kabul ettiğin için
hala burada olduğun için
bir iki değil ki bıraktım saymayı
anlıyor insan bir süreden sonra
içten geçenleri
her merhaba ile biliyorum ki
omzun hep benimle
ps: bir de tam bu yazıyı tamamlayınca kapıyı çaldın ya...
ısrar ile tavsiye edilir
0 yorum ben yaptım oldu diyen just what you see... zaman: Perşembe, Ağustos 26, 2010debelenmeyi bırak
kendi çaresizliğinde daha fazla batıyorsun
nereye bakarsan bak
beni görmeyi umacaksın
nereye gidersen git
beni arayacaksın
canın dondurma istediğinde
yerini sadece buz yiyerek dolduramazsın
hayat böyle
sen nereye kaçarsan kaç
düşüncelerin seninle geliyor
bu bir oyundu
sadece kazandığını sanacaksın
una palabra, dos personas, dos historias
0 yorum ben yaptım oldu diyen just what you see... zaman: Salı, Haziran 15, 2010
fotografía de Cetin Kececi
I wish you were with me...
1 yorum ben yaptım oldu diyen just what you see... zaman: Cumartesi, Mayıs 22, 2010Etiketler: alıntı

Bu sefer tanıdığım birinden alıntı yapacağım:
"aslında hepimiz birbirimizin hayatına misafirliğe geliyoruz
özene bezene giyinip, kapaklı vakumlu kaplara yemekleri dolduruyoruz
kolumuzun altına bir şişe kırmızı şarap sıkıştırıyoruz
yeterince doyunca, yeterince içince ve söylenecek her şey bitince de
gidiyoruz..."
Etiketler: self-portrait
Ne diyeyim ki? küfür yetmiyor buna
0 yorum ben yaptım oldu diyen just what you see... zaman: Salı, Mart 30, 2010Şimdi buraya tıklayan kim bunu normal karşılayabilir ki?
TIKLAAAAAAAAAA
La vida es la soledad
0 yorum ben yaptım oldu diyen just what you see... zaman: Pazartesi, Mart 29, 2010Etiketler: self-portrait
Etiketler: self-portrait
codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"
WIDTH="300" HEIGHT="250" id="myMovieName">
NAME="myMovieName" ALIGN="" TYPE="application/x-shockwave-flash"
PLUGINSPAGE="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer">
codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"
WIDTH="468" HEIGHT="60" id="myMovieName">
NAME="myMovieName" ALIGN="" TYPE="application/x-shockwave-flash"
PLUGINSPAGE="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer">












